14 Kasım 2011 Pazartesi
Bazen ciddileşiyor muyum, yoksa geri kalan zamanlarım mı hep taklit?
Herşeyin bir bedeli varya, hayatın bize sunduğu güzelliklerin de bedeli bu olsa gerek. Tatminsizlik. Hep fazlasını istemek...Daha fazlasını..Biz elde ettikçe yeni hedefler koyuyoruz. Yeni misyonlar yüklüyoruz ve acı çekiyoruz. O içimizdeki tatminsizlik denilen boşluk kemiriyor bizi farkına vardığımızda. Çoktan iş işten geçmiş oluyor. İçinizdeki bu yangını söndürecek olan kişi farketmiyor sizi. Bakıyorsunuz boş duvarlara. O karanlık görüntüsüne. Canınız yanıyor. Beklersiniz, bekledikçe daha bağlanırsınız. Yaranız kanamaya başlar. Sığınaktır artık. Mabedindir. Dokunulmazındır. Tek dayanağındır. Tek tutunduğun dalın, tek nefretin, tek beklentin, tek muradın...Kendi kendini kandırırsın. O kişi düşmanın olmuştur. Koparıp atmaya kıyamazsın o yarayı. O mührü kaldırmaya kıyamazsın. Orada kalır. Vücudunun, benliğinin, kalbinin, mantığının ve en önemlisi en insancıl duygularından beslenen bir asalak, iliğini kemiğini kurutan bir kene gibi yapışır kalır. O yara senin bir parçandır artık. Hayata karşı her yenilginde sığınacağın kuytu köşendir. Kimseleri sokmazsın o kuytu, karanlık köşeye. Her tokat yediğinde hayattan, her çelme sonrası felekten...Her yıkımda, her bozgunda buluşursun o yarayla. acıtır...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder