14 Kasım 2011 Pazartesi

Zeki Demirkubuz ve yanık devreler

birden üşüme gelmişti otobüs durağında beklerken. gelen otobüs nereye gidiyor diye bakınırken gelen otobüsün muavin koltuğunda aşkın nur yengiyi gördüm. tam aksi yöne gitmesine rağmen bindim o otobüse. öğrenci ne kadar aşkın? dedim. 3 cent dedi. vay amk dedim. ben muhabbete girmeye çalışırken kendince kara tren türküsünü mırıldanıyordu."daha dün stüdyoda söylerken şimdi halimize bak" dedi. üzülme aşkın dedim.hayırdır neden burdasın falan desem de hayattan bıkmışcasına hiç cevap vermedi. otobüs otobana girince etrafı izlemeye başladım. otoban üzerinde bir köprünün altındaki durakta durduk. bi baktım aşağıda birisi var. indim. uzaktan yaptığım benzetmede haklıydım. evet ta kendisiydi...haluk bilginer.... eline tinerli bez parçasını almış dertli dertli çekiyordu. haluk abi dedim, aşkın abla az önce muavin koltuğundaydı, sen köprü altındasın. ne bu durum, hayırdır dedim? tinerli bezi derince içine çekerek cevapladı; "bu orospuyla mevlanakapıda tanıştık." kes lan sus skicem masumiyet muhabbetini, özet geç piç dedim. tamam abi dedi..." işin özü, yenginle kavga ettik "

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder